Sayın Adnan Oktar’ın kitapları, özlü bir bilgi ve hikmet içermektedir. Sayın Adnan Oktar, bir kitabındaki bilgileri çoğu zaman bir oturuşta kesintisiz olarak sabaha kadar, bazen de sabahtan akşama kadar anlatmaktadır. Kimi zaman 10-12 saat süren bu anlatımları teybe alınmakta ve daha sonra deşifresi yapılmaktadır. Sayın Adnan Oktar’ın kitapları, bir solukta anlattığı bu özlü ve hikmetli bilgilerin yer aldığı deşifrelerden hazırlanmaktadır.
Eskiden Sayın Adnan Oktar’ın yanında kalıp ayrılan ve kitapları kendisinin yazdığını söyleyen 10’a yakın kişi var. Bir kişi çıkıyor, “o kitapları ben yazıyordum” diyor. Bir başkası çıkıyor, o da “ben yazıyordum” diyor. Bu durumda hepsi de kendinin yazdığını iddia ediyor. Bu kişiler, kendilerini allame gibi gösteren, çok bilgili, çok kültürlü olduklarını, Adnan Bey’in kitaplarını asıl kendilerinin yazdıklarını iddia eden kimseler. O zaman madem böyle bir kabiliyetleri var, niye boş duruyorlar ve kendilerini heba ediyorlar? Hemen başlasınlar yazmaya. Bir araya gelsinler, topluca bu kitapların bir benzerini yazsınlar. Cevat Babuna, Zekeriya Beyaz, Aytunç Altındal, Adnan Oktar’ın kitaplarını yazdıklarını iddia eden yanından ayrılmış kişiler, ulema olduklarını; çok bilgili olduklarını iddia edenler, ailelerden bu konuda yetenekli olduklarını öne sürenler, hepsi bir araya gelsinler, Sayın Adnan Oktar’ın kitaplarına benzer tek bir kitap hazırlasınlar. Eğer böyle bir şey mümkün olmuyorsa, o zaman sussunlar.
Bu kitapları, halen Sayın Adnan Oktar’ın yanında olan arkadaşlarının yazdıklarını söylüyorlar. Bu kişilere de sorduk. Onlar da, “Bizim böyle bir gücümüz yok” diyorlar. “Sayın Adnan Oktar’ın ezberden anlattığı, kağıda dökülmüş bilgilerin tashihini zaten profesyonel redaktörleri yapıyor. Biz de tercüme edilmesi gereken bilgiler varsa, gerektiğinde zevkle bu tercümeleri yaparız. Ama genelde kitaplar için gerekli tercümeleri profesyonel tercümanlar yapıyorlar. Bizden çok daha mükemmel bir şekilde yaptıkları için, bize zaten gerek kalmıyor” diyorlar.
Objektif programına katılan bir hanım, Sayın Adnan Oktar’ın kitaplarını kendi kızının yazdığını iddia etti. Bu kişinin kızına sorduğumuzda ise, “Benim, bu kadar detaylı eserleri yazacak kapasitede olmadığımı herkes bilir. Buna cevap dahi verilmez.
Bu geçersiz bir iddia. Bunca yıl ben annemin yanında kaldım. Bu tarz bir eser yazdığımı hiç görmüş mü? Ne kendisinin, ne benim, ne kardeşimin böyle bir yeteneği yoktur. Bu kadar eseri benim yazdığıma çocuk olsa inanmaz.” dedi.
O zaman bu durumda ortaya tek bir sonuç çıkıyor: Halen Sayın Adnan Oktar’a yardımcı olan kişiler, bu kitapları kendilerinin yazamayacağını söylüyorlar. Sayın Oktar’ın yanında iken bu kitapları kendilerinin yazdıklarını iddia edenlere de: “Topluca bir araya gelin, bunların bir benzerini yapın” diyoruz. Onlar da yapamıyorlar. O zaman bu kitapları Sayın Adnan Oktar’dan başka yazabilecek, tek bir kişi dahi olmadığı açıkça ortaya çıkmış oluyor.
Ayrıca hiç kimse yazdığı kitapları ezbere bilmez. Kitap yazan kişinin, kitaplarını ezbere bilmesi şartı yoktur. Aklı başında hiçbir insan böyle bir şey iddia edemez. 45 bin sayfadan oluşan 250 kitabın ezberlenemeyeceği açıktır. Hele ki, toplamında binlerce sayfadan oluşan alıntıların ezberlenmesi gerektiği iddiası, mantık dışıdır.