Masonik çevreler son dönemde,
Sayın Adnan Oktar'ı, Bilim Araştırma Vakfı'nı ve Müslümanları hedefleyerek
yoğun bir faaliyet içinde. Bunun için gayrı meşru hayatı olan insanları,
bir takım cahil insanları, cemiyet içinde isim yapmış bazı karanlık
insanları kullanarak Müslümanlar aleyhinde güya kendilerince kamuoyu
oluşturmaya gayret etmektedirler.
Kerem Gürtuna'nın Bilim Araştırma Vakfı ile herhangi bir bağlantısı olmamıştır. "Daha önce BAV ile bağlantım vardı" şeklinde verdiği beyanat doğru değildir.
Cevat Babuna'nın ekibinin hukuksuz girişimlerinin hepsi hezimetle sonuçlanıyor. Açtıkları her iki site de Türk adaletinin demir yumruğu ile yerle bir oldu. Yine iftiraya dayalı kanunsuz faaliyetleri olan bazı yabancı siteler de Türk adaletinin demir yumruğu ile yerle bir oldu. Şu anda hemen her gün adliye koridorlarında hesap veriyorlar. Türk adaleti her yönden bu şahısların yakasına yapışmış durumda. Bundan sonraki kanunsuz faaliyetleri de yine Türk adaletinin demir yumruğu ile ezilmeye devam edecek.
Sayın Kadir Çelik'in Hatası
Sayın Kadir Çelik'in en belirgin hatalarından biri karşı taraf çok galiz iftiralar atıyor. Onlara 'Niye böyle iftira atıyorsunuz, abuk subuk konuşuyorsunuz' demiyor. Ama biz gerçekleri söylediğimizde 'Niye ana babana iftira atıyorsun' diye böyle bir ikileme giriyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Cevat Babuna, Edip Yüksel, Semin Babuna, Emel Tezyapar, Türkan Akyüzalp, Rukiye Şimşek ile ilgili olarak suç işlemek için örgüt kurmak suçundan 2007/977 numaralı dosya ile soruşturma başlattı. Ayrıca Cevat Babuna'nın oluşturduğu bu ekipte görev alan avukat Rezzan Aydınoğlu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, görevi kötüye kullanmak, dava tanıklarını tehdit etmek, davada taraf olmayan kişileri tarafmış gibi davaya soktuğu iddiasıyla 9.4.2007 tarihli bakanlık oluru ile kovuşturma başlatıldı. Ayrıca bu yapılanmanın elemanlarından olan Edip Yüksel hakkında da İstanbul, Ankara, Bolu Cumhuriyet Başsavcılıklarınca, Atatürk'e, devlete, orduya, hakimlere hakaret suçlarından soruşturma başlatıldı.
Ayrıca Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Emel Tezyapar, Türkan Akyüzalp, Semin Babuna, Cevat Babuna hakkında 2007/9239 dosya numarası ile 13 Mayıs gününde bir kısım karanlık insanları teşvik ederek ve azmettirerek suç işlemek üzere örgütlü saldırı hazırlığı suçuyla soruşturma başlatıldı.
Edip Yüksel, kendi internet sitesinde ve Mesaj isimli Kuran meali kitabının 542. sayfasında, "Namaz için örtünme diye bir koşul yoktur. Odasında kendi başına veya eşiyle birlikte namaz kılan biri dilerse çırılçıplak namaz kılabilir..." şeklinde, Ehli Sünnet inancına tamamen aykırı bir açıklama yapmıştır. Zekeriya Beyaz da, "Bağırıyorum, Kuran kadına vücudunuzu örtün demiyor" diyerek, Ehli Sünnet inancına ait kesin bir hüküm olan tesettür konusunu reddettiğini belirtmiştir. >>
Sayın Kadir Çelik'in de bir sonraki programında ehl-i sünnet inancındaki kişileri çıkarması zaruridir, bu inandırıcı olmasını sağlar.
Allah'ın izniyle, Mehdi vesilesiyle İslam ahlakı tüm dünyada hakim olacaktır. Lehte yapılan faaliyetler kadar, aleyhte yapılan tüm çalışmalar ve propagandalar da, istenerek ya da istenmeyerek Mehdi'nin ortaya çıkışına, tanınmasına, hizmetlerine güç katacaktır. Mehdi aleyhindeki her girişim, Mehdi'nin faaliyetlerinin etkisinin artmasına ve tüm dünyada ses getirmesine katkıda bulunacaktır. Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelmeyeceklerini öne süren, "Ben Hz. İsa'nın ve Hz. Mehdi'nin geleceğine inanmıyorum" diyen her şahıs, yaptığı her çalışma, her konuşma ya da her vurguyla Hz. İsa'ya ve Hz. Mehdi'ye dikkat çekmiş, onlara hizmet etmiş, insanların bu önemli müjdeler üzerinde düşünmelerine vesile olmuş olacaktır. Dolayısıyla bu anlamda "Hz. İsa gelmeyecek" demek aslında "Hz. İsa gelecek" demektir. "Hz. Mehdi gelmeyecek" demek de aynı şekilde aslında "Hz. Mehdi gelecek" anlamına gelir. "Ben Hz. Mehdi'ye karşıyım" diyen, Mehdiliğin gündeme getirilmesini, araştırılmasını, öğrenilmesini sağlar. Bu nedenle şu kaçınılmaz bir gerçektir ki, inkar edenler de, münafık ahlakı gösterenler de, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'ye düşman olanlar da, her ne kadar istemeseler de, Mehdi'ye, Mehdi'nin güçlenmesine ve İslam ahlakının tüm dünyada yayılmasına büyük destek vermektedirler.
Allah, Mehdi'nin ahlakını, fiziksel özelliklerini, faaliyetlerini, hizmetlerini ve dünya çapında oluşturacağı etkiyi Peygamber (sav)'e1400 yıl önce bildirmiştir. Bu özelliklerin taklit edilmesi, çaba harcanarak kazanılması kesinlikle mümkün değildir. Aleyhte yürütülen faaliyetlerle çalışmalarının durdurulması ya da etkisiz hale getirilmesi de Allah'ın izni ile imkansızdır. Allah, tüm dünyayı Mehdi'nin hizmetine vermiştir. İsteyen istemeyen, bilen bilmeyen, lehte ya da aleyhte çaba yürüten herkes, Mehdi'nin hizmetindedir. Aleyhte kitap hazırlayan, dergi ya da gazete çıkaran, yazı yazan, televizyonlarda konuşma yapan her insan, istesin ya da istemesin Mehdi'ye yardım edip desteklemekte ve onun faaliyetlerine katkıda bulunmaktadır. Dolayısıyla bu anlamda Mehdi aleyhinde bir çalışma yapılabilmesi mümkün olmamakta, Allah her gelişmeyi Mehdi'nin ve Mehdiliğin lehine çevirmektedir.
Yüce Rabbimiz Kuran ayetleriyle tüm insanlara, İslam dinini tüm dinlere üstün kılacağını ve Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını müjdelemiştir. Peygamberimiz (sav) ise hadislerinde, bu müjdeli olayın gerçekleşmesinde Allah'ın, Hz. Mehdi'yi vesile kılacağını haber vermiştir. >>>
Sayın Adnan Oktar'ın kitapları, özlü bir bilgi ve hikmet içermektedir. Sayın Adnan Oktar, bir kitabındaki bilgileri çoğu zaman bir oturuşta kesintisiz olarak sabaha kadar, bazen de sabahtan akşama kadar anlatmaktadır. Kimi zaman 10-12 saat süren bu anlatımları teybe alınmakta ve daha sonra deşifresi yapılmaktadır. Sayın Adnan Oktar'ın kitapları, bir solukta anlattığı bu özlü ve hikmetli bilgilerin yer aldığı deşifrelerden hazırlanmaktadır. >>>
Star TV'de yayınlanan 26 Nisan 2007 tarihli
Objektif Programı'nın deşifresi >>>
Sayın Adnan Oktar'ın kitapları, özlü bir bilgi ve hikmet içermektedir. Sayın Adnan Oktar, bir kitabındaki bilgileri çoğu zaman bir oturuşta kesintisiz olarak sabaha kadar, bazen de sabahtan akşama kadar anlatmaktadır. Kimi zaman 10-12 saat süren bu anlatımları teybe alınmakta ve daha sonra deşifresi yapılmaktadır. Sayın Adnan Oktar'ın kitapları, bir solukta anlattığı bu özlü ve hikmetli bilgilerin yer aldığı deşifrelerden hazırlanmaktadır.
Sayın Adnan Oktar'a yönelik yapılan aleyhte faaliyetler, devlet içine çöreklenmiş bir çetenin psikolojik savaş ile ilgili bölümünün yaptığı faaliyetlerdir. Bu çete, solcu psikolojik savaş çetesidir. >>>
Mehdilik ilan edilen bir müessese değildir. Mehdi insanlığa, bulunduğu yerden hal verir. Onun olduğu her yerde Allah'a iman ve bağlılık artar. Allah'ın izniyle, Mehdi'nin verdiği bu feyz ile Allah'a inanç, tüm dünyaya dalga dalga yayılır. İnsanların imanı pekişir, Allah korkuları artar. >>>
SATANİSTLER ÖRGÜTLÜ OLARAK SALDIRIYA GEÇTİ
Cevat Babuna hareketini desteklediklerini açıklayan satanistler, ünlü elemanlarını devreye soktu. Satanist ayini düzenleyip şeytan üzerine intikam yemini eden satanistler, BAV ve Sayın Adnan Oktar'a karşı her türlü eylemi yapma kararını aldıklarını açıkladılar.
Eğer Kadir Çelik, Mehdiyet konusunda samimi olarak doğru bilgilere ulaşmak istiyorsa, o zaman programına ehl-i sünnet alimlerini çağırması gerekir. Çünkü Mehdilik ve ahir zaman, ehl-i sünnet itikadının içine giren ve ancak ehl-i sünnet ulemasının görüş beyan edebileceği konulardır. Dolayısıyla ehl-i sünnet inancında olmayan kişileri çağırması, ilmi ve mantıki açıdan hiçbir anlam taşımaz. Bu konuda sözüne itibar edilebilecek kişiler, Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi mezheplerinin alimleridir. Aksinde, ehl-i sünnet'i reddeden insanların, ehl-i sünnet inancını değerlendirmeleri ilmen ve mantıken tamamen geçersizdir. Böyle bir şey hiç inandırıcı da olmaz. Çünkü hadisi, sünneti reddeden bir zihniyetin, ahir zaman konusunu değerlendirme gücü ve imkanının da olmayacağı açıktır.
Ayrıca ortada, 'Mehdi alametleri gerçekleşecek mi acaba?' diye tartışılacak bir konu da yoktur. Çünkü Mehdi alametlerinin hemen hemen tamamı oluşmuştur. (Gerçekleşen ahir zaman ve Mehdiyet alametleri için bakınız: http://www.ahirzaman.net/icindekiler/icindekiler_
ahirzamanvemehdi.html) Dinsizliğin temelini oluşturan Darwinist felsefe tümüyle yok edilmiştir. Kısacası hadislerde Mehdi döneminde olacağı haber verilen olayların neredeyse tamamı gerçekleşmiştir. Türkiye'de Allah'a inananların sayısı % 98'e çıkmıştır. Darwinizm'e inananların sayısı ise % 10'lara düşmüştür. Bu da, Mehdi'nin ortaya çıktığının ve faaliyet halinde olduğunun en büyük alametidir.
Dolayısıyla Mehdi'nin kim olduğunun araştırılması önemli değildir. Önemli olan, hadislerde haber verilen Mehdi alametlerinin gerçekleşmiş olmasıdır. Bu da, bu konunun tartışılmasının geçersizliğini açıkça ortaya koymaktadır.
Aşağıdaki kıymetli alimlere uyanlara ehli sünnet denir. Ancak bu iki kişi (Zekeriya Beyaz ve Aytunç Altındal) 'Biz onlardan daha iyi biliyoruz' diyorlar. Benim kanaatime göre de bu Ehl-i Sünnet alimleri daha iyi biliyor.
HZ. MEHDİ'NİN GELECEĞİNİ SÖYLEYEN EHL-İ SÜNNET ALİMLERİ:
1. İMAM-I AZAM EBU HANİFE
2. İMAM-I HANBELİ
3. İMAM-I ŞAFİİ
4. İMAM-I MALİKİ
5. İMAM MUHAMMED BİN İSMAİL BUHARİ (BUHARİ)
6. EBUL-HÜSEYN MÜSLİM BİN HACCAC KUŞEYRİ (MÜSLİM)
7. BÜYÜK HADİS ALİMİ MUHAMMED BİN İSA TIRMIZİ
8. HAFIZ EBU DAVUD SÜLEYMAN BİN EŞ'AS SİCİSTANİ
9. EBU ABDULLAH MUHAMMED BİN YEZİD (İBN-İ MACE)
10. MUHAMMED B. RESUL BERZENCİ
11. ALAEDDİN ALİ B. HİŞAM MUTTAKİ HİNDİ
12. ABDÜLKADİR GEYLANİ
13. İMAM GAZALİ
14. İMAM-I RABBANİ
15. MUHYİDDİN ARABİ
16. İBN KESIR
17. İBN TEYMİYE
18. ZAHİDU'L KEVSERİ
19. CELALEDDİN SUYUTİ
20. BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
21. ŞEHABETTİN İBN-İ HACER ASKELANİ
22. HÜSEYİN HİLMİ IŞIK
23. MAHMUD ESA'D COŞAN
24. MAHMUT SAMİ RAMAZANOĞLU
25. EBU KASIM TABARANİ
26. ELMALILI HAMDİ YAZIR
27. ÖMER NASUHİ BİLMEN
28. MUHAMMED B. ALİ ŞEVKANİ
29. MUHAMMED CEMALEDDİN EL-KASİMİ EL-DIMIŞKİ
30. KURTUBİ
31. İMAM MATURİDİ
32. İMAM ACCURİ
33. İBN HAZM
34. PEZDEVİ
35. NESEFİ
36. TEFTAZANİ
37. İBNU'L ARABİ
38. İMAM CAFER ET TAHAVİ
39. BEYAZİ
40. SEYYİD ALUSİ
41. EBU'L MÜNTEHA
42. ES-SEFFARİNİ
43. ABDULMUHSİN BİN HAMD EL-ABBAD
44. EBU MUHAMMED HASAN B. ALİ EL-BERBEHARİ HANBELİ
45. MUHAMMED NASREDDİN ALBANİ
46. ŞEMSEDDİN MUHAMMED BİN AHMED SEFAREYNİ
47. EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ
48. ŞEHABEDDİN AHMED B. MUHAMMED GUMARİ
49. HASANEYN MUHAMMED MAHLUF EL-MISRİ
50. EB'UL-HASAN MUHAMMED B. HÜSEYİN ABURİ
51. SAİD HAVVA
52. ŞEYH HASAN ADVİ HAMZAVİ
53. M. SIDDIK B. HASAN KUNUCİ
54. MUHAMMED B. HASAN EL-ESNEVİ
55. NUREDDİN ATER
56. EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ
57. EBU'S-SADAT MUHAMMED B. MUHAMMED EBU ŞOHBE
58. EN-NEVEVİ
59. EBU'L-FAZL ABDULLAH B. MUHAMMED EL-İDRİSİ
60. MUHAMMED EL-MEKKİ
61. EBU BEKIRAHMED B. MUHAMMED İSKAFI
62. HAFIZ EBU BEKIR B. HAYSEME
63. EBU-L BEKIR MUHAMMED B. İBRAHIM KELABAZI BUHARI
64. EBU KASIM ABDURRAHMAN SÜHEYLİ
65. YUSUF B. YAHYA MAKDİSİ EŞ-ŞAFİİ
66. ŞEYH İBRAHIM B. MUHAMMED HAMVİNİ
67. İBN-İ HACER EŞ-ŞAFİİ EL-MEKKİ
68. İBN-I HACER-İ MEKKİ
69. ŞEYH MUHAMMED B. AHMET SEFARİNİ EL-HANBELİ
70. SÜLEYMAN B. İBRAHİ M KUNDUZİ
71. SEYYİD MUHAMMED SIDDIK KANUCİ BUHARİ
72. EBULFAZL ABDULLAH B. MUHAMMED SIDDIK
73. ALLAME ŞEVKANİ
74. HAFIZ ESKALANİ
75. İBN-İ HACER-İ HEYSEMİ
76. ŞEBLENCİ
77. MISIRLI ŞEYH MUHAMMED-İ HANEFİ
78. ŞEYH MUHAMMED SABBAN
79. SÜVEYDİ
80. AHMED BİN ZEYNİ DEHLAN EŞ ŞAFİİ
81. ABDULVAHHAB ABDULLATİF
82. ALLAME EBU TAYİP
83. SAİD BİN CABİR
84. NİYAZİ MISRİ
85. EN NİFERİ
86. İMAMI AZAM FIKHI EKBER ŞERHİNDE ALİYYUL KAR'İ
87. TAHTAVİ
88. ŞEYH MANSUR ALİ NASİF
89. SEYYİD KUTUP
90. ŞEYH FAKİH İMANİ
91. ALİ ES SABUNİ'
92. MUHAMMED MEHDİ EL-HORASAN
93. ŞEYHÜLİSLAM MUSTAFA SABRİ EFENDİ
ALLAH'IN RAHMETİ SANA OLSUN BİL Kİ VAADEDİLEN MEHDİNİN VAR OLUŞUNDA HİÇ KUŞKU YOKTUR. ÜÇ YÜZ HADİS VE ESERLE HATTA DAHA FAZLASI İLE BU KANITLANMIŞTIR. (CASIM MÜHELHİL, "EL-BURHAN", C. 1, S. 339)
Hz. Mehdi ile ilgili hadislerde dikkat çeken bir diğer özellik de çok sayıda sahabe tarafından rivayet edilmiş olmalarıdır. Nitekim bu hadislerin mütevatir kabul edilmesinin nedeni, yalan olması mümkün olmayacak kadar çok sayıda kişi tarafından rivayet edilmiş olmalarındandır. Hz. Mehdi'yle igili hadisleri rivayet eden sahabelerin sayısı, elliden fazladır. Bu sahabelerden bazıları şunlardır:
Enes İbni Malik, Katade, Hz. Ayşe, Ebu Hureyre, İmran bin Husayn, Nafi bin Utbe, Ebu Berze, Hüzeyfe bin Esir el Gıfari, Keysan, Osman bin el-As, Cabir bin Abdillah, Ebu Ümame, Ibn Mesud, Abdullah bin Amr, Semüre bin Cündüp, Nevvas bin Seman, Amr bin Avf, Hüzeyfe bin el Yeman, Ebul Eşas es Sanani, Ebu Umame el Bahili, Ebud Derda, Ebu Rafi, Ebu Said El Hudri, Ebu Malik el Gıfari, Rebi İbni Enes, Şehribni Havşeb, Ammar İbni Yasir....
.
Cevat Babuna ekibi boş dedikodularla uğraşırken Sayın Adnan Oktar'ın eserleri Avrupa üzerinde kasırga gibi esiyor. Küfrü Allahsızlığı yerle bir ediyor.
Ahir zaman alametleri, Hz. İsa'nın nüzulu, Hz. Mehdi'nin zuhuru, ehl-i sünnet inancında gerçekliği kesin olarak kabul edilen konulardır. Sayın Zekeriyya Beyaz ve Sayın Aytunç Altındal ehl-i sünnet inancını... >>>
HERHANGİ BİR KİŞİYE MEHDİ DENEBİLİR Mİ?
Bir kişi için cennetlik diyemeyiz, cehennemlik de diyemeyiz ama cennetlik olmasını umarız, buna hüsn-ü zan denilir. Herhangi bir kişiye Mehdi denemez. Herhangi bir kişi de Mehdi olduğunu söyleyemez. Fakat hüsn-ü zan edilebilir. Tıpkı bir kişinin cennete gidebileceğini, Allah'ın onu sevebileceğini ummak gibi. Allah, insanın dünyada korku ve ümit arasında yaşamasını istiyor. Ahirette gideceği yer cennet de olabilir, cehennem de olabilir. Müslümanlar biraraya geldiklerinde birbirlerinin cennetlik olacağına hüsn-ü zan ederler. Ümit ve korku arasında olurlar. Hüsn-ü zan güzeldir. Hüsn-ü hatime, yani güzel sonuç beklentisi güzeldir. İnsan, sevdiği ve güzel ahlaklı bulduğu bir kimseye, üzerinde Mehdilik alametleri varsa, bu alametler hadislere uygunsa, mekan, zaman ve uygulamaları hadislerde belirtilen Mehdi'ye benziyorsa, haklı olarak bu kişiye Mehdi olabileceği şeklinde bir hüsn-ü zanda bulunabiliriz. Bu çok makuldür. Kesin denemez ama, tıpkı bir insanın cennetlik olabileceğini ummak gibi bu yönde de hüsn-ü zanda bulunabilir.
Geçtiğimiz günlerde Edip Yüksel, Cevat Babuna'nın Erenköy'deki evinde, Bilim Araştırma Vakfı'na karşı uygunsuz ve hukuksuz bir oyunun planlandığı bir toplantıya katılmak üzere Türkiye'ye gelmiştir. Edip Yüksel'in de katıldığı bu toplantı polis tarafından basılmıştır. Ancak polis baskınını önceden haber alan Edip Yüksel baskından yarım saat önce güvenlik güçlerinden kaçmıştır. Edip Yüksel, polisin kendisini yakalama korkusundan gece sabaha kadar uyuyamayarak bir yerde gizlenmiştir. Sabahleyin mahkemeye gelip teslim olmuş, hakkında dava açılmıştır. Edip Yüksel hakkında yeniden savcılığa başvurulmuş, savcılık çeşitli suçlardan hakkında yeniden soruşturma başlatmıştır.
Edip Yüksel ve Cevat Babuna
Edip Yüksel, Ehl-i Sünnet inancında farz olan 5 vakit namazı, 3 vakite indirmiştir. Sünnet namazlarını da reddetmektedir. Namazın Müslümanlar için 5 vakit farz olduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınlarında ve internet sitesinde net ve açık olarak beyan edilmektedir. Bu konu, Ehli Sünnet itikadında, ayet, hadis, icma ile savunulur. Edip Yüksel, 1400 yıldır anlatılan İslam dinini kendi yorumlarıyla değiştirmektedir.
Edip Yüksel, Ehli Sünnet inancını reddeden bir kişidir. Cevat Babuna da Edip Yüksel'i tüm gücüyle desteklemektedir.
Edip Yüksel'in Mesaj isimli kitabında ve internet sitesinde bu konuda açıklamaları bulunmaktadır.
(Mesaj Kuran Çevirisi, Edip Yüksel, s. 544)
(http://www.19.org/km/EY/A01)
Edip Yüksel, kendince sünnet namazlarının gereksizliğini de Mesaj isimli kitabında ve internet sitesinde anlatmıştır.
(Mesaj Kuran Çevirisi, Edip Yüksel, s. 544- 545)
(http://www.19.org/km/EY/A01)
Edip Yüksel http://www.star.com.tr adresinde verdiği ve sitesinde de yayınladığı röportajında da sünnet, fıkıh ve hadisler hakkında aynı ifadeleri tekrarlamış, Ehli Sünnet inancını reddettiğini açıklamıştır.
(http://19.org/index.php?id=45,151,0,0,1,0)
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Edip Yüksel'in http://19.org adresindeki sitesinde Atatürk'e, devlet kurumlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine, yargı organlarına ve mensuplarına sürekli olarak son derece galiz ifadelerle hakaret ettiğini tespit etmiştir.
Bunun üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ar-Ge Bilişim Suçları Büro Amirliği Edip Yüksel'in sitesindeki suç unsurlarını tespit etmiş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da siteye erişimin engellenmesi talebiyle mahkemeye başvurmuştur.
Savcılığın talebini yerinde gören İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi, 10.04.2007 tarih, 2007/614 Müt sayılı kararıyla siteye erişimin engellenmesine karar vermiştir.
Edip Yüksel'in devlet organlarına ve yargı mensuplarına mesnetsiz iddialarla, galiz ifadelerle hakaret ve iftira etmesi sebebiyle aleyhinde açılan tek dava bu değildir.
Edip Yüksel aleyhinde, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5237 Sayılı yasanın 1 - 2 - 3 / a maddelerine dayanarak (2 kez) cezalandırılması için 22.09.2006 tarihinde kamu davası açılmıştır. Dava Şişli 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde 2006 / 508 E. Sayılı dosyada devam etmektedir.
Ayrıca Edip Yüksel'in Atatürk'e, yargı organlarına ve mensuplarına, Türk Silahlı kuvvetlerine yönelik galiz hakaretleri sebebiyle Türkiye'nin çeşitli yerlerinden Cumhuriyet Savcılıkları harekete geçmiş bulunmaktadır.
Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı Edip Yüksel'in bu suçlardan cezalandırılması için kamu davası açmak üzere soruşturma yapmaktadır. Ankara Cumhuriyet Savcılığı 2007/1189 Hz. Sayılı dosyasında ve Sincan Cumhuriyet Savcılığı'nın 2007/7759 Hz. Sayılı dosyasında, devlet kurumlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine, yargı organlarına ve mensuplarına yönelik düşmanca ifadeleri sebebiyle Edip Yüksel aleyhinde kamu davası açılmak üzere soruşturmalar devam etmektedir.
Cevatçılar toplu halde
Cevatçıların avukatı Rezzan Aydınoğlu
onların hemen hemen tüm toplantılarına iştirak ediyor. Bu
kişi aynı zamanda Aydın Doğan'ın, Fatih Altaylı'nın, Ebru
Şimşek'in ve Edip Yüksel'in de avukatı. Bilim Araştırma Vakfı
aleyhine ve Adnan Oktar aleyhine açılan davalarda genelde
bu kişi görev alıyor.
...Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz
için bir ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler. (Yusuf
Suresi, 68)
İşte böyle, onun yanında
"özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten
herşeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. (Kehf Suresi, 91)
...
Ona bir 'hüküm ve hikmet' ve ilim verdik. Biz iyilikte bulunanları
işte böyle ödüllendiririz. (Kasas Suresi, 14)
... Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik. (Sad
Suresi, 20)
"... Ben size bir hikmetle geldim..." (Zuhruf Suresi, 63)
Derken, Katımız'dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve Tarafımız'dan
kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.
(Kehf Suresi, 65)
Hak dini tebliğ etmekle görevlendirilen tüm elçilere
Allah katından bir ilim ve hikmet verilmiştir. Hz. Zu'lkarneyn,
Hz. Hızır, Hz. Davud, Hz. İsa hep Allah'ın hikmet verdiği elçilerdendir.
İşte Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinde de salih müminlerde olan bu
hikmet vardır. Sayın Oktar profesör değildir, yurtdışında eğitim de
görmemiştir ama Allah'ın izniyle "özü kapsayan bilgiye ve hikmete"
sahiptir. Allah, kendisine özel bir ilim nasip etmiştir. Yoksa eğer
böyle eserler oluşturmak üniversite eğitimiyle olacak olsaydı, Irak'ta,
Mısır'da, Suudi Arabistan'da eğitim almış, profesör olmuş, ihtisas
yapmış bir çok alim vardır. Ancak şu an Sayın Adnan Oktar İslam
aleminde tektir. Dünyadaki en etkili eserler Sayın Adnan Oktar'ın
eserleridir. Tebliğ yapacak olan herkes, Sayın Oktar'ın eserlerini
referans almakta, bu eserleri kullanarak seslerini duyurmaktadır.
Nitekim tarih boyunca gönderilmiş hangi peygamber,
hangi sahabe üniversite eğitimi almıştır? Peygamber Efendimiz (sav)
üniversite eğitimi almamıştı. Yabancı dil de bilmiyordu. Hatta ümmiydi
(okuma yazma bilmeyen veya tahsil görmemiş kimse). Ve Allah Kuran'da
Müslümanlara "Allah'ın ümmi olan elçisine uymalarını" bildirmişti:
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de
(geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye
(Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü)
yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve
onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona
inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte
indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. (Araf
Suresi, 157)
De ki: "Ey insanlar, ben Allah'ın sizin
hepinize gönderdiği bir elçisi (peygamberi)yim. Ki göklerin ve yerin
mülkü yalnız O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur, O diriltir ve öldürür.
Öyleyse Allah'a ve ümmi peygamber olan elçisine iman edin. O da
Allah'a ve O'nun sözlerine inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete
ermiş olursunuz. (Araf Suresi, 158)
Allah Peygamber Efendimiz (sav)'in fakir ve yetim
bir insan olduğunu ve ümmi olduğunu ayetlerde bildirmiştir. Fakat
Allah onu bütün kainatın efendisi kıldı. Ondan evvel de Hz. Yusuf
çocuk yaşta kuyuya atıldı, hapse kondu, ezilmeye çalışıldı ama Allah
onu Mısır'a sultan yaptı. Sayın Adnan Oktar da ümmi bir insandır.
Ancak bilinmelidir ki Allah nimetini hiç umulmadık insanlara verir.
Seçtiği kullarını, velisini insanların içinde saklar. Hz. Musa da
peygamber olarak geldiğinde, kavminin hiç ummadığı bir insandı. "Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor..." (Şuara
Suresi, 13) ayetinden, Hz. Musa'nın heyecanlı bir insan olduğu anlaşılıyor.
Ama Allah onu seçmişti. Kavmine elçi olarak onu layık görmüş, ona
Katından bir üstünlük ve ilim vermişti. Aynı şekilde, "Eyüp de;
hani o Rabbine çağrıda bulunmuştu: "Şüphesiz bu dert (ve hastalık)
beni sarıverdi..." (Enbiya Suresi, 83) ayetinden anlaşılacağı
gibi, Hz. Eyüp'ün de çeşitli hastalıkları vardı. Ama Allah onu da
alemlere üstün kılmış, peygamber olarak onu seçmişti.
Bu nedenle üniversite bitirmenin, profesör olmanın,
sonucunda hiçbir şey başaramadıktan sonra bir önemi yoktur. İnsanlar
"nasıl olur da Amerika'da öğrenim görmemiş, ihtisas yapmamış biri
dünyayı yerinden oynatır" diye şaşırıyorlar. "Böylece: "Allah
içimizden bunlara mı lütufta bulundu?" demeleri için onlardan
bazısını bazısıyla denedik." (Enam Suresi, 53) ayetinde
haber verilen insanlar gibi haset içerisinde bu gerçeği reddetmeye
çalışıyorlar.
Evet Sayın Adnan Oktar ümmidir; ama Allah ona çok
özel bir ilim ve hikmet vermiştir. Tek başına tüm dünyada çok büyük
bir etki meydana getirmekte, eserleriyle dünya çapında bir aydınlanmaya
ve hidayete vesile olmaktadır.
İnsanların içerisine düştükleri bu durum, Allah'ın
Hz. Talut'u elçi olarak seçtiğinde, kavmindeki kişilerin haset ve
kıskançlık ile dile getirdikleri şu sözleri akla getirmektedir:
Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah
size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa,
ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu
verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun
olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah
size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime
dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir."
(Bakara Suresi, 247)
Allah şeytanın müminlerin salih faaliyetlerini engellemek
için yaygara yapacağını bildirmiştir:
"Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların
ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda
onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun." Şeytan,
onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.
Üç beş kendini bilmezin yaygarası ile, Sayın
Adnan Oktar'a karşı muhabbet sevgi ve bağlılık bilakis çok daha
alevlenip şiddetlenmektedir. Şeytanın yaygaraları beni, kardeşlerimi,
arkadaşlarımı, kimseyi etkilemez. Tam aksine Sayın Adnan Oktar'a
olan sevgiyi, muhabbeti ve güveni kat be kat arttırır ve arttırmaktadır.
Sabetaycı sapkın inançlara sahip ailelerin
Müslüman, milliyetçi Türk gençliğine karşı açtıkları mücadeleye
dikkat çekmek için inşaAllah 11 mayıs anneler gününde annelerin
toplantısı olacak. Saatini ve yerini ayrıca buradan bildireceğiz.
Geniş medya katılımının da olacağı bu toplantıya Atatürkçü, milliyetçi,
mukaddesatçı aileleri davet ediyoruz.
Cevat Babuna ve karısı Semin Babuna
YORUMSUZ
Sayın Adnan Oktar'ın kitapları yazmadığını
söylüyorsunuz. Bir an için öyle farzedelim. Daha önce Adnan
Oktar'ın yanında olduğunu iddia edip ayrıldığını söyleyen
bir çok münafık var. Bunlar bu kitapları biz yazıyorduk
diyorlar. Başlarında da Cevat Babuna var, üstelik
profesör. Ayrıca kendisine Uçan Türk dendiğini iddia eden
bir profesör. Üstüne üstlük Amerika'da ihtisas yapmış birisi.
Diğer profesör arkadaşlarını da toplasın, istediği gibi
ilave bir ekip daha kursun ve sonra da Sayın Adnan Oktar'ın
yazdığı kitaplar gibi bir tane kitap yazsın görelim. Yoksa
hiç konuşmayın.
De
ki: "Bize yararı ve zararı olmayan Allah'tan
başka şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete erdirdikten
sonra, şeytanların ayartarak yerde şaşkınca bıraktıkları,
arkadaşlarının da: "Doğru yola, bize gel"
diye kendisini çağırdığı kimse gibi topuklarımız üzerinde
gerisin geri mi döndürülelim?" De ki: "Hiç
şüphesiz Allah'ın yolu, asıl yoldur. Ve biz alemlerin
Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk."
(6/71)
Yaratılış Atlası kitabının tüm Dünyada atom bombası
etkisi yapması masonları ve Sabetaycıları şoka soktu. Maddi manevi
bütün imkanlarıyla Bilim Araştırma Vakfı'na ve Sayın Adnan Oktar'a
karşı kendilerince karanlık bir mücadele yürütüyorlar. Her saldırı
her oyun müslümanları hem güçlendirir, hem daha da canlandırır ve
daha da biler.
SABETAYCILAR KAHPE TUZAKLAR PEŞİNDELER
Bilim Araştırma Vakfı'na ve Sayın Adnan
Oktar'a karşı kirli bir ekip hazırlayan Sabetaycılar, Sayın Adnan
Oktar'a suikast yapılması dahil çok karanlık planlar peşinde. Fahişelerden,
telekızlardan, defolu antika görünümlü şahıslardan, bazı insan hurdalarından
oluşan bu ekip, iftiracı, her türlü rezillikten utanmayan, yalan
söylemeyi alışkanlık haline getirmiş karakterdeki kişilerden oluşmaktadır.
Para ve çıkar için herşeyi yapabilecek zihniyette olan bu kişiler,
inşaAllah Türk adaletinin demir yumruğu ile ezileceklerdir. Her
hareketleriyle yeni bir suç oluşturmakta, suç dosyaları sürekli
kabarmaktadır. Türk mahkemeleri önünde önümüzdeki günlerde teker
teker hepsi hesap verecektir.
YORUMSUZ
Milliyet Gazetesi,
26 Mart 2007
Reyting Canavarı
"OBJEKTİF'te Babuna
Ailesi ve Adnan Hoca ilişkileri vardı. Anne Babuna çocuklarının
Adnan Hoca tarafından beyinlerinin yıkandığını söylüyor. Babuna
ailesi enteresan bir aile. Onların ilişkileri "Alacakaranlık
Kuşağı" gibi. Aynı programda Hüma Babuna telefondaydı.
Programa katılan Türkan Akyüzalp ve Emel Tezyapan da çocuklarının
beyinlerinin Adnan Oktar tarafından "uyuşturulduğu"
iddiasındaydı. Ne tesadüf programa katılan Türkan Hanım'ın
kızı Ebru Akyüzalp Hüma Babuna'nın yanındaymış! O telefonda
annesine "saldırgandır, küfürbazdır" dedikçe Anne,
"İşte bakın görüyorsunuz" diyor. Çocuk dedikleri
de ortalama 30 yaşında!
...
Türkan Akyüzalp'e
kızı Sayın Ebru Akyüzalp'ten cevaplar
Program sırasında teknik imkansızlıklardan
ve vakit darlığından dolayı açıklayamadığım soruların cevaplarını
burdan okuyabilirsiniz.
BAV ve Sayın Adnan Oktar Beyefendi'ye
yapılan bu saldırının kökeninde neler var:
1. Masonların yönlendirmesi
2. Bazı basın kuruluşları ve tv kanalları
masonların yönetiminde. Bu bir psikolojik savaş metodudur. Çocukları
ailesinden ayıran insan imajı vermeye çalışılıyor. Halbuki Sayın
Adnan Oktar Beyefendi'nin bu yönde ne bir telkini, ne bir tavsiyesi,
ne de bir sözü oldu. Bizler 40-45 yaşında insanlarız. Tamamen hür
irademizle aldığımız karar doğrultusuyla annemlerle görüşmüyoruz.
Biz nedenlerini açıklıyoruz neden eve gitmediğimizin. Mecbur da
değiliz. Her ailesi ile görüşmeyen Sayın Adnan Oktar Beyefendi'den
mi izin alıyor. Herkes sevmek mecburiyetinde değil ailesini. Fikir
anlaşmazlığı olur, inanç anlaşmazlığı olur. Rezalet çıkararak gözümüzü
korkutacaklarını zannediyorlar. Bu onlardan daha soğumamıza sebep
oluyor. Bütün Türkiye görüyor. Aklı başında hangi aile yapar bu
yaptıklarını. Bu ahlaklarını değiştirmedikleri sürece de görüşmeyiz.
Sayın Adnan Oktar Beyefendi ile alakası yok. Kendisinin bizle görüşmeye
bile vakti yok. Kitapları ile ilgileniyor. Bir de neden öyle bir
şey tavsiye etsin. Onların amacı şu: Biz Sayın Adnan Oktar Beyefendi'nin
fikirlerini beğendiğimiz için, ona saldırırlarsa, bizim onu kurtarmak
için kendilerine döneceğimizi zannediyorlar. Alakası yok. Bu çok
abes bir yöntem. Çünkü bu tarz bir bağlantımız yok. Sayın Adnan
Oktar Beyefendi, böyle konularla, böyle ailelerle muhatap dahi olmaz.
İlgilenmiyor bile. Kendisi kitapları ile, yazıları ile ilgilenen
bir insan.
Annem ve babam, son derece egoist,
bencil ve çıkarcı insanlardır. Bütün çocukluğumuzda bana ve kardeşlerime
kan kusturdular. Zaten annemin televizyondaki konuşmalarına dikkat
edilirse şuurunun kısmen kapalı olduğu, garip bir insan olduğu anlaşılır.
Babam Cevat Babuna da öyledir. Konuşturulduğunda anlaşılıyor. Ayrıca
babamın, gerçek anlamda hiç seveni, dostu, ahbabı yoktur.
Ayrıca annem hukuki yoldan da savcılığa
başvurdu. Madem o kadar seviyor nasıl ceza davası açar. Bana ve
kardeşlerime dava açtı. Bu da takipsizlik aldı. Her türlü rezaleti
deniyor. Bunun sevgi ile saygı ile alakası yok. Hırs bu. Çocuğu
gibi değil, kölesi gibi görüyor bizi.
Sayın Adnan Oktar Beyefendi'yi bu
olayın içine dahil etmelerinin sebebi ise sansasyon olacağını bilmeleridir.
Masonik basının Sayın Adnan Oktar Beyefendi'ye kini ve saldırganlığı
herkesin malumudur. Bunu bize karşı saldırıda kullanmak istiyorlar.
Sayın Adnan Oktar Beyefendi'nin bu saldırıda ismini kullanmaktadırlar.
Direkt çıkıp bizim çocuklarımız eve dönmüyor deseler kimse ilgilenmez.
Ama Sayın Adnan Oktar Beyefendi vesilesi ile dönmüyorlar dediklerinde
sansasyon oluyor ve böylece bunlar bir yandan kendi çıkarlarını
hallederken bir yandan da masonlara hizmet etmiş oluyorlar. (Tabii
kendi akıllarınca)
15
MART 2007 TARİHLİ HABERTÜRK ANA HABER BÜLTENİNDEKİ AÇIKLAMALARIM
Hüma Babuna: BEN ÖNCELİKLE ŞUNU SÖYLEYEYİM:
SÖYLEYECEĞİM ŞEYLER YALNIZCA GERÇEKLERİ YANSITACAK İNŞAALLAH. ÖNCE
SİZE VE SEYİRCİLERE İYİ AKŞAMLAR DİLİYORUM. ADNAN OKTAR BEYEFENDİ
SON DERECE GÜZEL AHLAKLI AKLI ÜSTÜN SEVİYEDE BİR İNSANDIR VE HİÇ
BİR ŞEKİLDE SÖYLEDİKLERİ İTHAMLARI DA HAKEDECEK BİR KİŞİ DEĞİL.
KENDİSİNE SAYGIM ÇOK BÜYÜK. ÖNCE ŞUNU BELİRTEYİM ANNEM VE BABAM
BİZZAT ADNAN OKTAR BEYEFENDİYİ ZİYARETE GİTMİŞ KİŞİLERDİR.
...
Hüma Babuna: ANNEM VE BABAMA BEN
40 YAŞINDA BİR İNSANIM ORTA YAŞLI BİR İNSANIM ANNEM BABAMA ÖMRÜM
BOYUNCA ZATEN SEVGİ VE SAYGI GÖSTERMİŞ BİR İNSANIM TAA Kİ MÜSLÜMAN
MASUM İNSANLARA İFTİRA ATANA KADAR. ANNEM VE BABAM BİZZAT ADNAN
OKTAR BEYEFENDİYİ EVİNDE ZİYARET ETMİŞ KİŞİLERDİR. AYNI ŞEKİLDE
ADNAN OKTAR BEYEFENDİ DE BİZİM EVİMİZE ZİYARETE GELDİ.
...
Hüma Babuna: AMA ŞİMDİ TANIŞMANIN
ÖTESİNDE MESELA BABAM CEVAT BABUNA ÇOK UZUN YILLAR ADNAN OKTAR BEYİN
BAŞKANI OLDUĞU VAKFIN, BİLİM ARAŞTIRMA VAKFININ KONFERANSLARINA
KONUŞMACI OLARAK KATILIP ADNAN BEYİN SÖZÜNDEN ÇIKMAYAN BİR İNSAN.
...
Hüma Babuna: AMA BU TANIŞIKLIĞIN
ÖTESİNDE BAKIN ŞÖYLE BİR ŞEY SÖYLÜYORUM BİLİM ARAŞTIRMA VAKFININ
BÜTÜN KONFERANSLARINA BABAM KONUŞMACI OLARAK KATILDI. VE ADNAN BEYİN
SÖZÜNDEN YILLARCA ÇIKMADI TAA Kİ BİR MENFAAT ÇATIŞMASI OLANA KADAR.
AYRICA ŞÖYLE BİR ŞEY VAR MURAT BEY İZİN VERİRSENİZ BİR ŞEY SÖYLEMEK
İSTİYORUM.
...
Hüma Babuna: HİPNOZ OLUYOR HİPNOZ
YAPIYOR DİYORLAR. ADNAN OKTAR BEYEFENDİ İÇİN BABAM 83 YAŞINDA BABAM
DA MI HİPNOZ OLDU.
Sunucu: HİPNOZA BEN DE İNANMIYORUM
EMİN OLUN SİZİNLE BU KONUDA HEMFİKİRİZ.
Hüma Babuna: PEKİ BÜTÜN GAZETELER
BUGÜN SAÇMA SAPAN ŞEYLERDEN BAHSEDİYORLAR BÜYÜ VE HİPNOZ VAR DİYORLAR.
Sunucu: SİZİNLE HEMFİKİRİM AMA BİR
ŞEY SORUCAM BİR ŞEY SORUCAM. DİYORSUNUZ Kİ BABAM Kİ BABANIZ TÜRKİYE'NİN
TANINMIŞ JİNOKOLOG DOKTORLARINDAN BİR TANESİ PROFESÖR CEVAT BABUNA
ADNAN OKTAR'IN DEDİĞİNDEN DIŞARI ÇIKMAZDI.
Hüma Babuna: EVET YILLARCA O ŞEKİLDEYDİ
TAA Kİ BİR MENFAAT ÇATIŞMASI OLDU MUTLAKA MENFAATLERİNE UYGUN OLMAYAN
BİR DURUM OLDU VE BİRDENBİRE OLAY TERSİNE DÖNDÜ ACABA HANGİ MENFAATLERİNE
TERS DÜŞTÜ DE YILLARCA ÖVGÜYLE SÖZ ETTİĞİ YURT İÇİNDEKİ VE YURT
DIŞINDAKİ KİŞİLERE
Hüma Babuna: HAYIR ŞÖYLE BİR ŞEY
SÖYLİYEYİM BEN, BEN 41 YAŞINDAYIM ABİM 44 YAŞINDA ABLAM 45 YAŞINDA
VE 2 ÇOCUK SAHİBİ BİR İNSAN. HERKES ÜNİVERSİTE MEZUNU VE KENDİ HÜR
İRADESİ İLE HAREKET EDİYOR.
Sunucu: EVET TABİİ TABİİ ZATEN
Hüma Babuna: DOLAYISIYLA NE HİPNOZ
VAR ORTADA NE BİR YÖNLENDİRME VAR BAKIN İNSANLAR BAZEN MENFAATLERİNE
AYKIRI GELDİĞİ ZAMAN OLGUN İNSANLARI SANKİ BİRİLERİNİN YÖNLENDİRMESİYLE
HAREKET EDİYORLARMIŞ GİBİ GÖSTERİYORLAR. YANİ BUNLARIN HEPSİ ASILSIZ
İDDİALAR.
Sunucu: ANLADIM YANİ BURDAKİ ÜÇ
ANNENİN AMACI YANİ MENFAAT DERKEN PARA MI VURACAKLAR BU İŞTEN.
Hüma Babuna: BAKIN BİR TAKIM MASONİK
ODAKLARIN YÖNLENDİRMESİ İLE HAREKET EDİYOR OLABİLİRLER Kİ BEN BUNA
İNANIYORUM
...
Hüma Babuna: ÇÜNKÜ BAKIN YILLARCA
BİR İNSANI ÖVER ÖVER ARKASINDAN BÜTÜN KİTAPLARINI OKUR BÜTÜN KONFERANSLARINA
KATILIR ONDAN SONRA BİRDEN ALEYHİNDE KONUŞMAYA BAŞLARSANIZ BUNUN
ALTINDA MUTLAKA BİR ŞEY ARAMAK GEREKİR.
Hüma Babuna: 18 DEĞİLDE BEN ARTIK
HAYATIMIN İKİNCİ YARISINA GİRMİŞ BİR İNSANIM
Sunucu: İŞTE TAMAM İŞTE O YÜZDEN
DE
Hüma Babuna: BAKIN FARKLI ANNELER
BUGÜN MECLİSTE TAM TERSİNİ SÖYLÜYORLAR. BASINDAN TAKİP ETTİYSENİZ
EĞER BİRÇOK ANNE MESELA AYFER HANIM MESELA NESRİN HANIM PEKÇOKLAR
IBUGÜN BASINDAN TAKİP ETTİĞİM KADARIYLA BUGÜN MECLİSE GİDEREK MİLLETVEKİLLERİNE
AİLELERİN ESASINDA BU ÜÇ EE... HANIMIN SÖYLEDİĞİNİN TAM TERSİNE
ŞEKİLDE DÜŞÜNDÜĞÜ YÜZLERCE AİLENİN TAMAMEN BİLİM ARAŞTIRMA CAMİASININ
VE ADNAN OKTAR BEYEFENDİNİN ÇOCUKLARI ÜZERİNDEKİ OLUMLU TELKİNİNİ
YA DA VAKIFTA YAPTIKLARI FAALİYETLERİ DESTEKLEDİKLERİNİ BELİRTİYORLAR.
SİZ ONLARIN SÖYLEDİKLERİNE YER VERECECEĞİNİZE HABER KANALINIZDA
BU ÜÇ HANIMIN İFTİRALARINA BİR ŞEKİLDE VESİLE OLMUŞ OLUYORSUNUZ
BUNDAN SON DERECE BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYUYORUM.
Hüma Babuna: HAYIR AMA ŞÖYLE
YAPALIM İSTERSENİZ UYGUN GÖRÜRSENİZ BUGÜN MECLİSE GİDEN O HANIMLARI
BEYLERİ DE LÜTFEN CANLI YAYINA DAVET EDİN VAKIF ÜZERİNDEKİ GÖRÜŞLERİNİ
ALIN. ADNAN OKTAR BEYEFENDİ SON DERECE SAYGIN OLAĞANÜSTÜ BİR İNSAN
...
Hüma Babuna: 250NİN ÜSTÜNDE
ESERİ VAR DÜNYA ÇAPINDA BAKIN FAALİYETLERİ VAR. BAKIN SADECE YAZDIĞI
KİTAP YARATILIŞ ATLASI AVRUPA'DA AMERİKADA FRANSADA HOLLANDADA ORTALIĞI
AYAĞI KALDIRIYOR. HERKES AYAKTA ALKIŞLIYOR. BAKIN MİLLETVEKİLLERİ
BAKANLARDAN TEŞEKKÜR MEKTUPLARI GELİYOR.
ZEKİ
CEYHAN'IN 18.03.2007 TARİHLİ YAZISI
Malum çevrelerin daha doğrusu Adnan
Hoca takıntısı olan çevrelerin ikide bir ekranlarda arz-ı endam
etmelerinden bıktık usandık!
Koca koca adamlar, yaşını başını almış hanımlar "Çocuklarımızın
ruhunu çaldı" diye Adnan hocadan şikayetçi oluyorlar ve bu şikayetlerini
ekranlarda yana yakıla anlatıyorlar!
Bu yakınmalara bakarsanız sanki Adnan hocanın etrafında
toplananlar çoluk çocuk!
İlköğretim çocukları ya da liseli gençler!
Yahu bu koca koca adamlar ile yaşını başını almış
hanımların "Çocuklarımız" diye sahiplenmeye çalıştıkları kişiler
üniversite mezunu ve çoğu da kırklı yaşlara merdiven dayamış kişiler!
Bu eğitimdeki ve bu yaştaki insanların ruhu nasıl
çalınır?
Bu eğitimdeki ve bu yaştaki insanlar nasıl kandırılır?
Adnan hocayı severler ya da sevmezler bu ayrı mesele!
Ama Adnan hocadan illa ki şikayetçi olacaklarsa daha
akılcı ve daha mantıklı sebeplerle insanların karşısına çıkmalılar!
Şikayetlerini periyodik hale getirip iki de bir "Adnan
hoca çocuklarımızı kandırıyor" diye ekranlara çıkmalarının artık
hiç inandırıcılığı kalmadı!
Belki de bu insanlar Danimarkalı aileler kadar açık
ve mert olamadıkları için böyle abesle iştigal ediyorlar.
Danimarkalı aileler de "Eyvah çocuklarımız Müslüman
oluyor" diye bir araya gelmişler ve dernek kurmuşlar!
Danimarkalı aileler "Çocuklarımız intihar eylemcisi
olmasın" diye böyle bir dayanışma(!) içine girmişler!
Zavallılar sanıyorlar ki çocukları Müslüman olunca
intihar eylemcisi olacak!
Danimarkalılar böyle düşünmekte mazur görülebilirler,
"Zaten İslam'ı bilmiyorlar ki" diye hoşgörü ile karşılanabilirler!
Ama Adnan hoca muhaliflerinin hali öyle mi?
Adnan hocanın etrafında toplanan gençler ne yapıyorlar?
İçki, kumar, zina gibi kötü alışkanlıklardan uzak
duruyorlar!
Abdest, namaz, oruç, zekat gibi ibadetlere sarılıyorlar!
Ve inançlarını başkaları ile paylaşmak için seferber
oluyorlar!
Bunun neresi kötü?
Bu soruyu bizden önce çocukları Adnan hocanın yanında
yer alan aileler soruyorlar!
Bir-iki ailenin bir bardak suda fırtına koparma gayretkeşliğinden
yakınarak çocuklarının Adnan Hocanın yanında yer almasından duydukları
memnuniyeti dile getiriyorlar!
Ve Adnan hocaya çocuklarımızı kötü alışkanlıklardan
uzak tutuyor diye dua ediyorlar!
Evet, bir-iki ailenin sürekli ekranlarda arz-ı endam
etmesi bu aileleri fena halde üzüyor! Ve bu çirkin tezgahın bir
an evvel sona ermesini diliyorlar. Bir-iki ailenin yaptığı çığırtkanlığa
karşı sessiz kalmayacaklarını belirtiyorlar.