Sn. Ebru Akyüzalp'in

Adalet Bakanlığı'na gönderdiği 13 Ekim 2006 tarihli dilekçe

 

Adalet Bakanlığı Makamı’na,

Bu dilekçeyi kaleme almaktaki amacım; İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan “Bilim Araştırma Vakfı” davasında (2006/26 E.) ortaya atılan birtakım iddiaların gerçek dışı olduğunu ve bu iddiaların kaynağının birkaç art niyetli kişi olduğunu tarafınıza bildirmek istememdir.
Mahkeme huzurunda bizzat annem tarafından dile getirilen iddiaların hiçbiri gerçekleri yansıtmamaktadır. Bununla ilgili açıklamalara geçmeden önce söz konusu iddialar  doğrudan  benimle ilgili olduğu için, kendimle ilgili birkaç hususu dikkatlerinize sunmak istiyorum.
Ben 32 yaşında yetişkin bir insanım. Boğaziçi Üniversitesi mezunuyum. Gerek aldığım eğitim gerekse yaşımın getirdiği tecrübe ile şahsıma yapılacak herhangi bir haksızlığa ya da mağduriyetime neden olacak bir davranışa karşı, hakkımı koruyabilecek olgunlukta bir kişiyim. Dolayısıyla bahsi geçen iddiaların hiçbirisinin aslı astarı bulunmamaktadır. Bu davada yargılanan kişilerin hiçbir kanuna aykırı davranışına maruz kalmadım. Annem  de kalmadı.
Benim Bilim Araştırma Vakfı çevresinden birkaç arkadaşım bulunmaktadır. Boğaziçi Üniversitesi’nde iken arkadaşım olan Selçuk Hazineci ve O’nun vesilesi ile tanıştığım birkaç kişi bildiğim kadarıyla BAV çevresine mensuptur. Kendileri son derece saygıdeğer, aklı başında, dürüst, kültürlü ve nezaketli insanlardır. Bu söylediklerim sadece benim değil aynı zamanda annemin de görüşleridir. Annem, Bilim Araştırma  Vakfı camiasından tanıdığımız kişilerin 1999 yılındaki operasyonda haksız yere mağdur edilmeleri üzerine mahkemeye yazdığı bir mektupta, bu arkadaşlarımın iyi ahlaklı ve vicdanlı insanlar olduklarını açıkça ifade etmiştir.
Annemin mahkemede, eski beyanlarıyla ve gerçeklerle çelişen bir ifade vermesinin sebebi; bu davanın yargılananlarından menfaat elde etmeye çalışan bir grup insanla son dönemde girdiği yakın ilişkidir.
Ben 1999 yılında arkadaşım Selçuk Hazineci’nin evinde misafirlikteyken bu dava ile bağlantılı olarak haksız yere gözaltına alınmış ve 5 gün boyunca gözaltında tutulmuştum. Bu olay haliyle annemi çok üzmüş ve telaşlandırmıştır. Aynı olayların tekrar başıma gelmesinden son derece korkmakta ve endişe etmektedir. Annemin bu hassasiyeti, bu grup tarafından istismar edilmiştir. Annemle ilk önce bu hassasiyetini kullanarak yakınlaşan bu kişiler, bir süre sonra işi  ilerleterek annemi, “Bu   davada yargılanan kişiler çok zengin. Bunlardan rahatlıkla para koparabiliriz” diyerek kandırmış ve yönlendirmişlerdir.
Annem, bir süre önce bana bu davada yargılanan kişiler aleyhinde ifade vereceğini söylemiş ama eğer karşı taraf (BAV çevresi) kendisinin bir takım maddi ihtiyaçlarını karşılarsa bu ifadeyi vermekten vazgeçebileceği teklifinde bulunmuştur. Ben de kendisine böyle bir şeyin şantaj olduğunu, vicdanlı ve dürüst insanların bu tarz olaylara yaklaşmaması gerektiğini, bu yaptığının kendisine ve ailemize yakışmadığını söyledim. Daha sonra bana “her şeyin bir karşılığı vardır, bunu istemek en doğal hakkım” diyerek cevap vermiştir. Aramızdaki konuşma bu şekilde son bulmuştur.
Annemin masum kişilere iftira atmasından ve ortaya attığı gerçek dışı iddialarıyla adaleti kandırmaya çalışmasından büyük rahatsızlık duyuyorum. Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla,
Ebru Akyüzalp