Sn. Ebru Akyüzalp'in

Adalet Bakanlığı'na gönderdiği 24 Kasım 2006 tarihli dilekçe

 

24 Kasım 2006
Adalet  Bakanlığı Makamı’na ,

Sayın Bakanım,
Annem Türkan Akyüzalp’in, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Bilim Araştırma Vakfı davası kapsamındaki hukuka aykırı davranışlarını ve maruz kaldığım bazı aile içi şiddet uygulamalarını bilgilerinize sunmak istiyorum.
Annem ve babam davanın son celsesinde mahkemeye verdikleri dilekçede maalesef insanı hayrete düşüren, akla hayale sığmayacak, asılsız, saçma iddialar ortaya atmışlardır.
Bu asılsız iddialarla ilgili gerçekleri zat-ı alinize açıklamak istiyorum.
Şunu tekrar belirtmek isterim ki, ben ülkemizin en seçkin üniversitelerinden biri olan Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun oldum. Tam 32 yaşındayım. Doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek bilgi, tecrübe ve olgunluğa sahibim. Şahsıma yapılacak herhangi bir saldırıya, mağduriyetime sebep olacak herhangi bir davranışa nasıl karşılık vereceğimi, hakkımı nasıl koruyacağımı çok iyi bilmekteyim. Kimsenin bana razı olmayacağım bir şeyi yaptırması da kesinlikle söz konusu olamaz.
Annemin, “baskı, zorlama, telkin altında hareket ettiğim”, “bazı kişilerce korkutulduğum”, “ailemle görüştürülmediğim” şeklindeki iddiaları tümüyle gerçek dışıdır.
Ailemin evine gitmeyişimin nedeni inançlarımızın uyuşmaması ve annemin tehditkar ve tehlikeli kişiliğidir. Annemin bu saldırgan davranışları nedeniyle yıllardır aile içi şiddete maruz kalmaktayım. 
Annem evde son derece sinirli, kontrolsüz ve saldırgan bir kişiliğe sahiptir. Öyle ki evde çıkardığı tartışmalarda sık sık büfenin camlarını kırar, vazoları yere atıp kırar, kapı camlarını kırardı. Hatta birkaç kez bu kırık camları avuçlayıp üzerime saldırmıştı.
Annem Türkan Akyüzalp, etrafa karşı iyi kalpli, sevecen bir anne görünümü vermeye özen göstermesine karşın bu saldırgan ve psikopat kişiliği komşularımızca da çok iyi bilinmektedir. Evdeki bağrışmalarını, hakaretlerini, kırıp döktüğü eşyaların seslerini tüm komşularımız duyuyorlardı.
Anemin bu saldırgan üslubundan sadece ben değil, çok yaşlı olan babam da mağdur olmaktadır. Annem sinirlendiğinde,  çok yaşlı ve hasta olan, bu sebeple bütün gün odasından çıkmayan babama da hakaretler etmekte, onu azarlamakta, hatta tokatlamaktadır.
Son olarak, bundan 4-5 ay kadar önce annem Türkan Akyüzalp, evde başbaşa otururken,  mutfakta ekmek bıçağıyla üzerime saldırdı. Ben hızlı davranıp can havliyle geriye doğru sıçradım. Hemen ardından bir kez daha bıçağı üzerime salladı. Kendimi dışarı zor attım. Bu olay üzerine bir daha korkudan eve gidemedim.
Ancak annem Türkan Akyüzalp, halen bana karşı şiddet eylemlerini sürdürmekte, eve dönmezsem bana mafya kanalıyla zarar vereceği tehdidinde bulunmakta, telefonda bana hakaretler yağdırmaktadır.
Annem, sözde “baskı altında olduğum, kendisiyle görüştürülmediğim” şeklinde asılsız ithamlarda bulunmanın yanı sıra, ne yazık ki insanı hayrete düşüren bazı tuhaf, gülünç iddialar da ortaya atmış, bu iddialarla masum insanlara akıl almaz iftiralarda bulunmuştur. Annemin güya “birilerinin beni cezalandırmak için saçımı kestiği, susuz bıraktığı” şeklindeki akıl ve mantıkla bağdaşmayan iddialarının hiçbir gerçeklik payı bulunmamaktadır. Annemin, ancak filmlerde rastlanabilecek türden olayları (tamamen hayal gücüne dayanarak) mahkeme huzuruna getirmiş olması, beyanlarına ne derece ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Dünyaca tanınan, saygın bir bilim adamı olan Adnan Oktar’ın kitaplarını okurum. Bazı konferanslarına da dinleyici olarak katılmıştım. Ancak kendisini şahsen tanımıyorum. Dolayısıyla anemin Adnan Oktar ile ilgili iddiaları da temelsiz ve tamamen gerçek dışıdır.
Annem Türkan Akyüzalp, benim yaşantımı çok yakından bilmektedir. Arkadaşlarımın iyi eğitim görmüş son derece medeni, aklı başında saygıdeğer insanlar olduğuna yakından şahittir. Bu gerçeği, defalarca kendisi de ifade etmiştir.
Ancak annem son zamanlarda görüştüğü bazı kişilerin etkisi altına girmiştir. Bu davada yargılanan kişilerden tehdit ve şantajla maddi menfaat temin etmeye çalışan bu kişiler annemi “Bu davada yargılanan kişiler çok zengin. Bunlardan rahatlıkla para koparabiliriz” diyerek kandırıp yönlendirmeye başlamıştır. Bu durumu, içinde bulunduğu maddi sıkıntıdan kurtulmak için bir fırsat olarak gören annem, oldukça yaşlı olan babamı da birlikte hareket etmeye ikna etmiştir. Ardından da kendisi gibi kandırılıp yönlendirilen kişilerle birlikte hareket ederek mahkemeye gelip ifade vermiştir.
Annem ve babamın adaleti yanıltma amacıyla ortaya attıkları bu iftiralarından büyük rahatsızlık duyuyorum ve bu hukuksuzlukların bir son bulmasını talep ediyorum. Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla,
Ebru Akyüzalp